|
ARTVİN'İN
HALK OYUNLARI
SOL AYAK:
Bu oyun kendisini pek göstermemiş yani tanınmamıştır.
Tulumla oynanır. Sol ayak
denmesinin sebebi Erenköy de sol ayağı topal bir kadının bu oyuna
olan düşkünlüğü ve çok iyi oynayışı nedeni iledir. Yaygın değildir.
Erenköy, Moğun, Uçer, Kivi gibi köylerde oynanır. Oyunun komutları
sol ayakta verilir. Tek sıra veya yarım daire şeklinde oynanır.
Kulağa hoş gelen bir müziği vardır. Çalgı kesinlikle tulumdur. Komutlar
koppa , sağlı sollu ile, dura gibi verilir.
MURGUL: BASMASI:
Pek ortaya çıkmamış yeni oyunlardandır. İsmini Murğul'
dan almıştır. Fakat
Mulğul köylerinden ziyade yine Yusufeli nin köylerinde bu oyun daha
çok oynanır. Başlangıcı ve figürleri ile düz horonu andırır. Fakat
müzik tamamen değişiktir. Enstrüman tulumdur. Hareketli ve daire
şeklinde oynanır. Hem kızlar hem de erkekler oynar. Karışık oynanmaz.
Erkeklerin oynadığı Murgul basması daha hareketli ve figürleri biraz
daha değişiktir.
KOMUTLAR: Gel başla, vur çık,
ARHAVİ CANLISI:
Bu oyunda yeni ve ortaya pek çıkmamış oyunlarımızdandır.
Hem müzik hem
de oyun bakımından çok hareketlidir. Arhavi' nin Murgul' a yakın
kısımlarında oynanır. Erkekler ve kızlar ayrı ayrı oynarlar . İsmini
yine Arhaviden almıştır. Canlılığı ve hareketli oluşu özelliğidir.
Müzik olarak davul, zurna veya kemençe kullanılır. Bu oyunun biraz
daha değişik olan bir türü Barhal ve Rize ye yakın köylerde oynanmaktadır.
Yaylanmaları ile titremelerle ileri geri gelme ve sekmelerle Karadeniz
ekibinin oynadığı horonların özelliğini gösterir. Denizin dalgasından
ekin tarlasının rüzgar etkisi ile yatıp kalkmasından balığın titremesi
gibi tüm esintiler oyunda mevcuttur.
KOBAK:
1969 yılında Artvin de ilk defa 19 mayıs şenliklerinde
oynandığı zaman bayağı tutulmuştur. Aradan iki sene geçmeden oyun
Artvin merkezinde bir değişiklik göstermiştir. Gerek müzik ve gerekse
figürler bakımından tamamen değiştirilerek lanse edilen bu oyun
halen yeni şekli ile sürmektedir. Bizlerin oynadığı kobak kadınların
kendi aralarında oynadığı kobak tır. Bildiğim kadarı ile üç çeşit
kobak vardır. Her mahalle ayrı ayrı müzikle biraz daha değişik figürlerle
oynar. Genelde
davul zurna ile oynanır. Tulum ile üç çeşit kobak müziği çalınmaktadır.Türkülü
bir oyundur. İsmini Kobak köyünden almıştır. Bu köy tamamen Gürcü
köydür.
Komutları: Gel başla, çek kürek, ha vurdu, yaylan, aliko, siya gibidir.
Bu gün hala kobak Vake,
Sarıgöl, Ahalt, Öydem gibi yerlerde oynanmaktadır. Hareketli dir.
Daire şeklinde oynanır.
Türküsü:
Duman dere yukarı Kobak köyünden geçtim
Girdim taşın altına Soğuk suyundan içtim
Yar yastığın yok ise Oy milli milli Ben o yari görünce
Kolun başın altına Yaşasın hanım güllü Selam vermeden geçtim
( Güzel güzel kızlara )
Duman dere yukarı
Bir yayılması vardır
Kız oğlanı görünce
Bir bayılması vardır.
CİLVELOY- KOÇÇARI:
Bu oyunlar Artvin içinde ve Şavşat ta oynanan ve çok tanınan oyunlarımızdandır.
Enstrüman
olarak davul, zurna kullanılır. Cilveloy türkülü bir oyundur.
Bu oyun çok çeşitli söylentiler mevcuttur. Çok neşeli bir kızdan
adını aldığı ve daha sonra sevip ayrıldıktan sonra sevgilisini görenler
için türkü yakılmıştır. Her iki oyunda çok hareketlidir. Türküden
de anlaşıldığı gibi Cilveloy türkülü ve çok tutulan bir oyundur.
Koççarı ise köçekbarı köçek oyunu gibi isimlerle de söylenir. Daire
şeklinde veya sıra halinde oynanır.
Türküsü:
İndim göle ırmağı Çay ağacı bir durak
Zeytin dalı kırmağa Gel beraber oturak
Baktım ki yar geliyor Bir sen söyle bir de ben
Başladım oynamaya Bu sevdadan kurtulak
Nayda nayda nanayda oy nanayda
Cilveloy nanayda Nakarat
SARIÇİÇEK:
Bu oyun Artvin 'in çok eski oyunlarındandır. Enstrüman olarak zurna
ve son zamanlarda
akordeon kullanılmaya başlanmıştır. Eskiden Artvin bölgesine yakın
yerlerde yerleşen kavimlerin çok sevdikleri Rumlar Şah' ın kızı
için söyledikleri türkülerdir.Kız erkek çiftler halinde veya veya
sevgilisi olmayan tek kız tek erkek tarafından oynanır. Kulağa hoş
gelen bir müziği vardır. Oyunda gayet zariftir. Bir nevi 'i kur
oyunudur. Tek sıra halinde veya çifter çifter oynanabilir. Oyun
için türküde adı geçen kıza ithaf edildiği söylenir.
Türküsü:
Bulutlar oynar oynaşır felekte İki engel birbirine takışır
Gözüm kaldı Rublar şahı melekte Didem yaşı deryalara karışır
Bir eli elinde bir eli dilekte Doğram doğram olmuş meze tutuşur
Sofra kurmuş otağına sakinin Sofra kurmuş otağına sakinin
Haydi haydi sarı kız
Ben yatamam yalınız Nakarat
Dere kenarında olur adetler
Yel vurdukça sırma zülfün zedeler
Dolmuş kadehlere tatlı badeler
Sofra kurmuş otağına sakinin
Nakarat
AHÇİK:
Bu oyun Şavşat kazası ve köylerinde oynanan bir oyundur. Ahçik'
in kelime manası güzel kız anlamındadır. Kız ve erkek olarak ayrı
ayrı oynandığı gibi karışık olarak ta oynanmaktadır. Enstrüman olarak
davul, zurna ve akordeon kullanılır. Kız ve erkeklerin ayrı ayrı
söylemiş oldukları türküler vardır.
ATABARI:
Bu oyun eskiden ağırbar veya Çoruh barı diye oynanırdı. 1936 yılında
İstanbul da yapılmakta olan Balkan festivaline katılan Artvin ekibi
Ağır barı oynarken Atatürk ' ün çok hoşuna gitmiş, kalkıp kendide
oyuna katılmış, oyundan sonra bu oyunu oynamak için Artvinli olmak
gerekli demiştir. Ekip Artvin 'e döndükten sonra o zamanki Artvin
valisi aracılığı ile oyunun ismine Atabarı denilmesi için müsaade
istenmiştir. O günden beri bu oyun Atabarı olarak isimlendirilmiştir.
Türküsü:
Bahçesi var bağı var
Ayvası var narı var
Atatürkten yadigar
Bizde atabarı var.
Bu babamın evidir
Tahtaları kevidir
Vurun kırın oynayın
Oynamanın yeridir
Artvin 'in barı barı
Bahçeden gördüm yari
Bir öptüm beş dişledim
Ağladı zarı zarı
|