Hıdrellez
çok önemli, özlemle beklenen bir gündür. Günler yaklaştıkça kadınlar
sabah erken tarlaya gidip çiğ toplarlar. Onunla süt mayalarlar. Tutarsa
hıdrellez gelmiştir. Ayrıca hıdrellez sabahı ağaçlarda yapraklar oynamaz.
Hıdrellezin geldiği anlaşıldığı günün akşamı kızlar toplanırlar. Bir
toprak çömlek alırlar. Çömleğin içini su doldururlar. Her genç kız
çok küçük bir çiçek demetçiği hazırlar. Çiçek demetinin bağına kendisine
ait bir eşyasını bağlar. Bu genellikle yüzük, kolye, küpedir. Hazırlanan
çiçekler su dolu çömleğe atılırlar. Çömleğin ağzı kapatılır ve bir
gül ağacı altına konulur. O gece orada kalır.
Kadınlar sonraki gün ağaçlık bir yer olan, eğlencenin yapılacağı yere
giderler. Odunu, kazanı ve tepsileri akşamdan oraya götürürler. Bir
kadını da köye salarlar. O kadın her evden birer tas mısır toplar
oraya getirir. O mısırı akşamdan ıslatırlar.
Hıdrellez günü bilhassa çocuklar erken kalkarlar. Yüzlerini yıkamadan
ekin tarlalarına koşarlar. Yüzlerini ekine düşmüş çiğ ile yıkarlar.
Gördükleri en uzun ekinlerle boylarını ölçerler. Boylarının o ekin
gibi uzun olacağına inanırlar. Tarlalardan gelen çocuklar içine ceviz
yaprakları atılarak kaynatılmış su ile yıkanırlar. Kadınlar erkenden
gidip ateş yakarlar, akşamdan ıslattıkları tuzlu mısırları kaynatırlar.
Buna gölle denir . Öğle olunca kimse evine gitmez. O gün öğle yemeği
olarak orada pişen gölle yenir.
Daha sonra kızlar gidip çömleği getirirler. Çömlek ortaya konulur,
etrafına mani okuyacak kızlar otururlar. Bir kız çömleğin başına oturur.
Ona çömlekçi denir. Çömlek bir kız çemberi ile örtülüdür. Çömlekçi
elini çömleğe sokar, etraftaki kızlar bir mani okurlar ve hemen arkasından
çömlekçi bir çiçek çıkarır Söylenmiş olan bu mani çiçeğin sahibidir.
Bu çömlekteki çiçekler bitene kadar tekrarlanır. Geriye kalan su ile
yüzlerini yıkarlar. Böylece dinç olacaklarına inanırlar. Ayrıca
o gün çamaşır yıkanmaz ve evdeki tüm yünlüler güneşe çıkarılır |